top of page

Ayıplı Malda İhbar Yükümlülüğü ve İspat Yükü Üzerine İçtihat Birliği Sağlayan Karar (Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2023/4007 E. , 2024/3633 K. Sayılı Kararı)

  • Yazarın fotoğrafı: Özlem Özoğlu
    Özlem Özoğlu
  • 20 Eyl 2025
  • 3 dakikada okunur

Kararın tamamına ulaşmak için:



Tüketici hukukunda, ayıplı mal ve bu malın ihbarı ile ilgili uygulamada karşılaşılan farklı içtihatlar, zaman zaman yargı organları arasında uyuşmazlıkları gündeme getirmektedir. Bu bağlamda, Yargıtay 3. Hukuk Dairesi’nin 2023/4007 E. ve 2024/3633 K. sayılı kararı, 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun’un 10. maddesindeki ayıplı mal bildirimi ve gizli ayıp düzenlemelerinin yorumu noktasında önemli bir içtihat birliği sağlanmasına olanak tanımıştır.


Uyuşmazlık ve Yargıtay’ın Kararı

Bursa Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Daireleri arasında, 6502 sayılı Kanun’dan kaynaklanan ayıplı mala ilişkin davalarda, ayıp ihbar süresinin uygulanıp uygulanmayacağı ve ayıbın gizli veya açık olduğunun dikkate alınıp alınmayacağına ilişkin iki farklı görüş oluşmuştur. Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi, 09.03.2023 tarihli kararıyla, ayıp ihbar süresinin aranmadığını ve ayıbın gizli veya açık olmasının önemli olmadığını belirtmişken, Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi, gizli ayıplar için ihbar süresi öngörülmediği gerekçesiyle, Türk Borçlar Kanunu’nun 223. maddesi çerçevesinde ayıp ihbar süresinin geçerli olduğunu savunmuştur.


Bu iki karar arasındaki uyuşmazlık, Yargıtay 3. Hukuk Dairesi tarafından 6502 sayılı Kanun’un 10. maddesindeki düzenlemeye dayalı olarak çözüme kavuşturulmuş ve her iki görüşten, 14. Hukuk Dairesi’nin kararına uygun olarak, ayıbın gizli veya açık olmasının bir öneminin bulunmadığına, ayıp ihbar süresinin uygulanamayacağına ve ispat yükünün satıcıda olduğuna karar verilmiştir.


6502 Sayılı Kanun ve İspat Yükü

6502 sayılı Kanun’un 10. maddesi, tüketicinin ayıplı mal bildirimini yapması için bir süre sınırı öngörmemektedir. Bu düzenleme, tüketici lehine bir karine oluşturarak, ayıbın teslim tarihinden itibaren altı ay içinde bildirilen ayıplarda malın ayıplı olmadığının ispat yükünün satıcıya ait olduğunu belirtmektedir. Ancak, altı aylık süre geçtikten sonra, malın ayıplı olduğunun ispat yükü alıcıya geçmektedir.


Bu düzenleme, Türk Borçlar Kanunu’nda yer alan 223. madde hükümleri ile çelişmemekte, aksine 6502 sayılı Kanun’un bu konuda özel bir düzenleme getirdiği için, gizli ayıp durumlarında dahi, ayıp ihbar süresi aranmaksızın satıcının ispat yükümlülüğü üstlendiği kabul edilmektedir. Satıcı, malın ayıplı olmadığına dair bir savunma sunmak isterse, bu ispat yükümlülüğü kendisine aittir.


Ayıbın Gizli Mi, Açık Mı Olduğunun Önemi

Yargıtay’ın verdiği kararda, ayıbın gizli veya açık olmasının, tüketicinin seçimlik haklarının kullanılmasında herhangi bir etkisi olmadığına karar verilmiştir. 6502 sayılı Kanun’un 10. maddesinde, ayıbın açık ya da gizli olduğu ayrımı kaldırılmıştır. Tüketici, malın ayıplı olduğunu tespit ettiği andan itibaren, herhangi bir ihbar süresi öngörülmeden seçimlik haklarını kullanabilecektir. Bu durum, özellikle gizli ayıplarda, tüketicinin malın ayıplı olduğunu tespit etmesinin ardından, malın satıcıya bildirilmeden seçimlik hakların kullanılmasını mümkün kılmaktadır.


Kanun’un Amacı ve Tüketici Hakları

6502 sayılı Kanun, tüketiciye geniş haklar tanıyan bir mevzuat olarak, özellikle ayıplı mal ile ilgili olarak satıcının yükümlülüklerini net bir şekilde belirlemiştir. Bu düzenleme, AB Tüketici Hukuku Direktifi'ne uyum sağlamak amacıyla yapılmış olup, bildirim yükümlülüğünü kaldırarak, tüketicinin seçimlik haklarını kullanması konusunda daha esnek bir yaklaşım benimsemiştir. Böylece, tüketicinin haklarını kullanması engellenmeden, satıcıya da gerekli sorumluluk yüklenmiştir.


Özellikle, tüketicinin uzun süre seçimlik haklarını kullanmaması durumunda, Türk Medeni Kanunu’nun 2. maddesi gereğince hakkın kötüye kullanılması itirazına konu olabileceği ifade edilse de, kanun koyucunun amacı doğrultusunda, uzun süre bekleyen bir tüketiciye karşı “kötüye kullanma” gerekçesinin çok dar bir şekilde uygulanması gerektiği vurgulanmaktadır.


Netice Olarak;

Yargıtay’ın içtihat birliği sağladığı bu karar, ayıplı mal konusunda önemli bir emsal teşkil etmekte olup, hem tüketici hem de satıcılar için netlik getiren bir düzenleme sunmaktadır. 6502 sayılı Kanun’un 10. maddesindeki düzenleme, ayıbın gizli ya da açık olmasının seçimlik hakları kullanma açısından önemi olmadığı, ayrıca ayıp ihbar süresinin uygulanmadığı yönündeki hüküm, tüketici haklarının korunmasını amaçlayan önemli bir adımdır. Bu içtihat, satıcıların yükümlülüklerini yerine getirirken daha dikkatli olmalarını, tüketicilerin ise haklarını daha etkin bir şekilde kullanabilmelerini sağlayacaktır.

 
 
 

Yorumlar


bottom of page